Ana SayfaYerelMekanlarVeysel Karani Türbesi: Siirt'in Manevi Durağı ve Kalplerin Ziyaretgâhı

Veysel Karani Türbesi: Siirt’in Manevi Durağı ve Kalplerin Ziyaretgâhı

Anadolu’nun dört bir yanı, manevi büyüklerin izleriyle dolu topraklardır. Bu kutsal duraklardan biri de Siirt’in Baykan ilçesinde yer alan, binlerce insanın akın ettiği Veysel Karani Türbesi’dir. İslam tarihinde önemli bir yere sahip olan ve Peygamber Efendimiz (S.A.V.) tarafından övgüyle anılan Hz. Veysel Karani, hayatı boyunca gösterdiği takva, anne sevgisi ve Allah aşkıyla gönüllerde taht kurmuştur. Türbesi, Baykan’a 8 km uzaklıktaki Ziyaret Beldesi’nde bulunmakta ve bölgeyi önemli bir inanç turizmi merkezi haline getirmektedir. Peki, Hz. Veysel Karani kimdir, hayatı nasıl bir seyir izlemiştir ve Siirt’teki türbesinin özellikleri nelerdir? Bu yazımızda, bu ulu zatın manevi mirasını ve türbesinin önemini detaylıca inceleyeceğiz.

Veysel Karani Türbesi: Siirt'in Manevi Durağı ve Kalplerin Ziyaretgâhı

Hz. Veysel Karani Kimdir? Hayatı ve Manevi Yolculuğu

Hz. Veysel Karani’nin 555-560 yılları arasında Yemen’in Karen Köyü’nde doğduğu tahmin edilmektedir. Asıl ismi Üveys Bin Amir-i Karenî‘dir ve soyu Yemen Kabilelerinden Muradoğulları’ndan gelmektedir. Babası Amir, Üveys dört yaşındayken vefat etmiş, annesiyle yalnız kalan küçük Üveys, herhangi bir resmi eğitim almadan, bin bir güçlükle büyümüştür.

Çocukluğundan itibaren kendisinde doğuştan mevcut olan “Tek Tanrı’ya İnanç” hissi gelişmiş, ancak çevresi tarafından anlaşılamamış, alay konusu olmuştur. Kendisini anlayan ve dinleyen tek kişi, yaşlı ve hasta olan annesidir. Genç Üveys, annesine bakabilmek için deve çobanlığı yapmaya başlamış, bu sayede insanlardan uzaklaşarak kendi iç dünyasıyla baş başa kalma fırsatı bulmuştur.

Hz. Veysel Karani, gönlünün engin aydınlığıyla, her an bir kurtarıcının haberini beklemiştir. Ve beklediği kutlu haber çok geçmeden kendisine ulaşır: Allah’ın son Peygamberi Hz. Muhammed’in zuhur ettiği ve insanları “Hak Din’e” davet ettiği haberidir. Bu haberi duyunca hiç kimsenin irşad ve teşviki olmadan Müslüman olur, İslam’a ve Hz. Muhammed’e gönülden bağlanır. Annesine de Kelime-i Tevhid’i bizzat kendisi öğretir.


Peygamber Sevgisi ve Hırka-i Şerif

Hz. Veysel Karani Müslüman olunca, yüce peygamberin nurlu yüzünü görebilmek aşkıyla yanıp tutuşur. Bu arzusunu birkaç defa annesine açsa da, çok ihtiyar ve âmâ (kör) olan annesi, kendisine bakacak kimse olmadığından izin vermez. Hz. Veysel Karani’nin yaşı kırkın üzerine geldiğinde, oğlunun gönlündeki bu özlemi çok iyi hisseden annesi, çaresiz bir şartla izin verir: “Medine’ye gidip hemen gelmek, Hz. Peygamber’i orada bulamayacak olursa teşriflerini beklemeden dönmek.”

Gönlü Allah aşkıyla, Peygamber muhabbetiyle dolu olan Hz. Veysel Karani, izin alınca durmaz ve Medine yollarına koyulur. Issız vadiler, dağlar, tepeler, kızgın çölleri aşar ve Peygamber beldesi Medine’ye ulaşır. Ancak, Hz. Peygamber’i evde bulamaz; Peygamber Efendimiz o sırada Tebük Seferi’ndedir. Hz. Peygamber’i bulamayınca çok üzülür. Annesine verdiği sözü hatırlayan Hz. Veysel Karani, Hz. Aişe (R.A.)’ye “Kainatın efendisine selamımı söyleyiniz. Cennet sabahlarını andıran mübarek yüzlerini doya doya görmek isterdim. Lütfen, içimin aşk-ı Muhammed’i (S.A.V.) ile yandığını, gönlümün bitmez niyazını bildiriniz.” diyerek ayrılır ve tekrar Yemen yolunu tutar.

Peygamber Efendimiz seferden dönünce Hz. Aişe’ye, “Ya Aişe, evimize hangi ulu kişi geldi? Bu Rahmani kokular, bu İlahi lezzet nedir?” diye sorar. Hz. Aişe durumu anlatınca Resulullah, “Ya Aişe, sen o zatı gördün mü?” diye sorar ve “Evet ey Allah’ın Resulü. Sağ gözümün ucu ile baktım.” cevabını alınca, “Öyleyse o gözünü bende ziyaret edeyim. Görüşün ve gördüğün mübarek olsun.” buyurur. Daha sonra Mescid-i Nebevi’ye geçen Resulullah, Sahabelerine seslenerek, “Müjdeler olsun, Üveys’i gören gözü ziyaret ettim, gelin siz de benim gözümü ziyaret edin.” der ve buyurur: “Bana Yemen tarafından rahmani kokular geliyor. Şüphesiz tabiinin en hayırlısı Üveys’tir.”

Resulullah son hastalıklarında Hz. Ömer, Hz. Ali ve Hz. Aişe’ye şöyle vasiyet eder: “Benden sonra arkamdaki hırkamı, Üveys’e veriniz.” Yine Resulullah buyurur: “Benim ümmetimde Üveys adında bir kişi vardır. Kıyamet gününde Rebia ve Mudar Kabileleri’nin koyunları tüyü sayısınca günahlı kişilere şefaat edecektir.”

Peygamberimizin vefatından sonra Hz. Ali ve Hz. Ömer, Üveys Hz.’ni bulur ve Peygamberimizin vasiyeti üzerine Hırka-i Şerif’i Hz. Veysel Karani’ye verirler. Bu hadiseden ve Peygamberimizin O’nun hakkındaki övgülerinin duyulmasından sonra Hz. Veysel Karani’nin değeri artar, herkes ona hürmet eder.


Hz. Veysel Karani’nin Kerametleri ve Vefatı

Annesinin vefat etmesinin ardından, Hz. Veysel Karani’nin yüceliği Karen’de anlaşıldığı ve kendisine olan hürmet arttığı için köyden ayrılır. Kûfe’ye gider. Kûfe ve Basra taraflarındaki hayatı da eskisi gibi yine ıssız vadilerde, tabiatın kucağında ve kendi uzletgâhında Hakk’a niyazla geçer.

Hz. Ali’nin halifeliği sırasında iki Müslüman grup arasında çıkan Sıffin Savaşı‘nın hazırlıkları esnasında, Hz. Ali tarafında savaşa katılması ricasıyla Medine’ye davet edilir. Bu davete memnuniyetle icabet eden Hz. Veysel Karani, hemen Medine’ye hareket eder ve daha sonra da Hz. Ali’nin yanında Sıffin Savaşı’na katılır.

Sıffin Savaşı esnasında yaralanarak, Hicret’in 37. Senesinde (Miladi 657) Şevval ayının 18. günü Fırat Nehri kenarında savaş meydanında şehit olur. Şehitlerin büyük çoğunluğu savaşın olduğu yerde toprağa verilmiştir. Hz. Veysel Karani’nin mübarek naaşı için üç ayrı kabile toplanmış ve sahip çıkmıştır. Ancak Hz. Ali’nin araya girmesi ve bir kerametle her üç kabilenin tabutunda da görünmesi üzerine, her kabile birbirinden habersiz naaşın kendilerine verildiğini zannederek sessizce naaşı alıp, biri Yemen yolunu, biri Şam yolunu, biri de Bitlis yolunu tutmuştur. Rivayetler O’nun şehadetini ve kerametini böyle anlatır. Ancak nereye ve nasıl defnedildiği konusunda kesin bir bilgi yoktur.


Hz. Veysel Karani’nin İlmi Yönü ve Keşifleri

Hz. Veysel Karani, dünyanın batıl inançlarla karanlık içinde yüzdüğü bir dönemde, İslam’ın doğuşundan önce Yemen’in Karen Köyü’nde dünyaya gelen bir velidir. Hem de velilerin öncüsüdür. Doğuşunda gönlünü ışıklandıran tek Allah inancı daha çocukluk yıllarında başlamış, olgunluk çağına geldiğinde bu inanca Peygamber sevgisi eklenince, iç aleminde dış alemleri görür pencereler açılmıştır. Okul görmediği, bir harf bilmediği halde yüce Allah ona gayb alemlerini açmış, hiçbir öğretmene gerek duymadan gizli hazinelerini öğrenmek ve görmek mutluluğunu bahşetmiştir.

O’nun zengin gönül ikliminde sürekli olarak Allah’a ve yüce Peygamberine sevgi çiçekleri yeşermiştir. Hz. Peygamber daha dünyayı aydınlatmadan yıllar önce tek tanrı görüşüne ve peygamberin geleceğine inanmış olması, O’nun erdem dolu niteliklerinin en üstünüydü. Alemler serdarı Hz. Peygamberi dünya gözüyle görmeden O’na aşık olmuştur.

Hz. Peygamberin “Cennet anaların ayakları altındadır.” hadisiyle buyurduğu anne sevgisinin kutsallığını, yatalak annesine bir ömür boyu gösterdiği üstün hizmet ve ilgisiyle, insanoğluna en güzel örneği hiç kuşkusuz Veysel Karani Hz. vermiştir.

Hz. Veysel Karani’nin tabiinin en ulusu olduğu, Allah ve Resulü nezdinde çok sevilen bir kişi olduğu, gerek Peygamber Efendimizin hadislerinden, gerekse İslam alimlerinin ortak yorumlarından anlaşılır. Bütün yaşamını deve çobanı yanında ibadet ve itaatle sürdürmüştür. Allah’ın bahşettiği eşsiz yüceliği de Peygamberin hırkasının kendisine verilmesinden sonra anlaşılabilmiştir. Böylece o güne kadar deli divane olarak görülen Veysel Karani Hz. halkın gözünde kutsallaşmış, gönüllerde layık olduğu altın tahta oturmuştur.

Kahveyi bulanın o olduğu da rivayet edilir. Üveys bir gün develeri otlatırken buruşuk meyvelerden birini ısırmış, acı bulduğu bu meyveleri ateşe atıp kavurduktan sonra çiğnediğinde acılığının kalmadığını fark etmiştir. Bu deneyim sonrası, zihninin açıldığını ve iyi düşünmeye başladığını hissetmiş, bu meyveye yiyeni “keyiflendirdiği” için “Keyfe” adını vermiştir. Günümüzde “Keyfe” adı kahve olarak anılmaktadır.


Veysel Karani Türbesi ve Külliyesi

Hz. Peygamber bir hadisinde; “Beni ziyaret etmek imkanına erişemediğinizde, kardeşim Veysel Karani’yi –Makamını- ziyaret ediniz.” buyurmuştur.

Velilerin öncüsü Veysel Karani Hz.’ne izafe edilen ve İslam devletlerinin topraklarına kubbeler yapılarak serpilmiş bulunan makamların en önemlilerinden biri hiç kuşkusuz Siirt’in Baykan İlçesi sınırları içindeki bu kutsal makamdır. Siirt, Baykan İlçesi’ndeki Veysel Karani Hz. makamı, en çok ziyaret edilen makamların başında gelir. Yıllık ziyaretçi adedi yüzbinleri aşar. Burada Veysel Karani Hz. huzurunda eller duaya kalkar, dilekler tutulur, kurbanlar kesilir.

Veysel Karani Külliyesi’nin temeli Selçuklular Dönemi’nde atılmış, ilk olarak da Veysel Karani Türbesi yapılmıştır. Daha sonra 1967’de onarım görmüştür. Külliye, Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün girişimleriyle 1974 yılından itibaren çok daha bakımlı bir görünüme kavuşmuştur. 1982 yılında avlu düzenlenmesinden sonra, 1983’te kesimhane binaları, daha sonra da otel ve konukevi binaları devreye sokulmuştur.


Etiketler: Veysel Karani, Veysel Karani Türbesi, Siirt, Baykan, Ziyaret Beldesi, Üveys Bin Amir-i Karenî, Hırka-i Şerif, Sıffin Savaşı, kahve, İslam velisi, tasavvuf, inanç turizmi, kutsal mekanlar, Siirt gezilecek yerler, Selçuklu dönemi.

İlgili İçerikler

BEDAVA ✨
⬇️

TEK TIKLA İNDİR

Sosyal medya videolarını anında kaydet!

📸 Instagram 🎵 TikTok 🐦 Twitter/X
✅ Video İndir ✅ Fotoğraf İndir ✅ Reels Kaydet
Short Video Downloader
Hesap açma yok. Reklam yok. Sadece indir.
Google Play'den İndir
RELATED ARTICLES

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Most Popular