Akdeniz, Ege ve İç Anadolu’nun birleştiği noktada yükselen Pisidia Antiokheia Antik Kenti, binlerce yıllık geçmişiyle ziyaretçilerini adeta zamanda yolculuğa çıkarıyor. Peki bu antik kenti bu kadar özel kılan ne? Göller Yöresi’nin tam kalbinde yükselen bu kadim şehir, neden yüzyıllardır araştırmacıların ilgi odağı olmaya devam ediyor? Gelin, bu görkemli kente birlikte adım atalım.

Pisidia Antiokheia Antik Kenti’nin Konumu ve Tarihsel Arka Planı
Yalvaç’ın yaklaşık 1 km kuzeydoğusunda, 1236 metre rakımlı bir tepe üzerinde kurulu olan Pisidia Antiokheia Antik Kenti, stratejik konumu sayesinde hem askeri hem kültürel açıdan önemli bir merkezdi. Kentin kuzeyinde Anthius Çayı’nın akması, bölgeyi doğal bir yaşam alanı hâline getiriyordu.
Akropolis bölgesi 46 hektarlık bir alanı kaplar. Kentin sahip olduğu geniş teritorium, Men Askaenos kutsal alanındaki Men Tapınağı’ndan izlenebilir durumda olup antik çağda yaklaşık 540 mil karelik bir toprak hâkimiyetine sahipti. Roma döneminde nüfusun yaklaşık 70.000 kişiye ulaştığı tahmin edilmektedir.
Pisidia Antiokheia Antik Kenti’nin Kuruluşu
Antik kaynaklar, kentin İ.Ö. 3. yüzyılda Seleukos hanedanı tarafından kurulduğunu söylese de bölgedeki arkeolojik bulgular yerleşimin Paleolitik dönemden bu yana kesintisiz sürdüğünü göstermektedir. Yalvaç çevresindeki höyüklerde yapılan çalışmalar, İ.Ö. 3000’lere uzanan İlk Tunç Çağı yerleşimlerine işaret eder.
Bölgenin Helenistik dönemde Seleukos hakimiyetine geçmesiyle, özellikle I. Nikator’un fethedilen bölgeleri Helenleştirme politikası doğrultusunda Antiokheia gibi tahkimli kentler kurulmuştur. Antiokheia; Galat saldırılarını kontrol altında tutmak amacıyla stratejik bir karakol görevi görüyordu.
Kentin izleri İ.Ö. 275 yılına işaret ediyor olsa da kuzeydoğudaki Men Kutsal Alanı’ndaki buluntular daha erken klasik döneme, yani İ.Ö. 4. yüzyıla uzanan bir kültür olduğunu göstermektedir.
Roma Döneminde Pisidia Antiokheia Antik Kenti
Romalılar İ.Ö. 2. yüzyıldan itibaren Anadolu’da hâkimiyet kurmaya başladı. Galat kabilelerini sindirdikten sonra bölge önce Bergama Krallığı’na, daha sonra Roma’ya bağlandı. Böylece Antiokheia Roma’nın güçlü kolonilerinden biri hâline geldi.
Roma egemenliği 6. ve 7. yüzyıla kadar sürdü. Arap akınlarının başlamasıyla bölgenin gücü zayıfladı ve 12. yüzyılda Selçuklu hâkimiyeti başladı. 1176 Miryokefalon Savaşı sonrası bölge tamamen Türk topraklarına katıldı.
Pisidia Antiokheia Antik Kenti’ne Giriş: Batı Kapısı
Ziyaretçileri antik kente ilk karşılayan görkemli yapı Batı Kapısıdır. Roma’nın zafer takı anlayışını yansıtan bu kapı, Nikeler, silah motifleri, girlandlar ve boğa başları gibi süslemelerle bezeli bir anıtsal giriş niteliğindedir.
Kapının hemen önünde yarım daire biçimli bir su havuzu yer alır. Sıcak yaz günlerinde, uzaktan gelen yolculara hoş bir karşılama sunmak için tasarlanmış bir çeşme olduğu düşünülmektedir.
Pisidia Antiokheia Antik Kenti’nde Decumanus Maximus ve Tiyatro
Batı Kapısı’nı geçince Decumanus Maximus caddesi sizi karşılar. Hafif eğimli yol, kısa bir yürüyüşle tiyatroya çıkar. Hellenistik dönem yapısı olan tiyatro günümüze kötü durumda ulaşsa da yapılan çalışmalarla yaklaşık 100 metreye ulaşan geniş cepheye sahip büyük bir yapı olduğu anlaşılmıştır. Bu boyutuyla Antiokheia tiyatrosu, Pamphylia’daki Aspendos tiyatrosuyla kıyaslanabilecek kapasitededir.
Merkezi Kilise ve Tiberius Alanı
Cardo Maximus’tan ilerlediğinizde, karşıda apsisiyle dikkat çeken Merkezi Kilise karşınıza çıkar. Bu yapı 5. yüzyılda Latin Haçı şeklinde inşa edilmiştir.
Tam karşısında yer alan Tiberius Meydanı, yaklaşık 85 metre uzunluğunda sütunlu bir cadde ile Propylon’a bağlanır. Bu alan, mermer blokları ve heykel altlıklarıyla kentin en etkileyici sosyal mekânlarından biriydi.
Augustus Tapınağı: Pisidia Antiokheia Antik Kenti’nin Zirvesi
Propylon merdivenlerini tırmandığınızda şehrin en görkemli yapısı olan Augustus Tapınağına ulaşırsınız. Kentin en yüksek noktasına oyularak yapılmış bu tapınak, Roma’nın kudretini simgeleyen anıtsal bir yapıdır. Tapınağın arka kısmındaki yarım daire portiko, ziyaretçilerin kötü hava koşullarından korunmasını sağlardı.
Nympheum, Su Kemerleri ve Kuzey Kilisesi
Cardo’nun başında yer alan Nympheum, su kemerlerinden gelen suyu depolayıp dağıtan anıtsal bir çeşme yapısıydı. Arkasında Sultan Dağları’ndan gelen suyu taşıyan yaklaşık 800 metrelik kemerlerin izleri hâlâ görülebilir.
Nympheum’dan sonra küçük bir kilise olan Kuzey Kilise ve ardından Karargah olarak değerlendirilen büyük yapı yer alır.
Pisidia Antiokheia Antik Kenti’nin En Önemli Yapısı: St. Paul Kilisesi
Kuzeybatıda yer alan St. Paul Kilisesi, hem boyutu hem de tarihsel önemiyle antik kentin en değerli yapısıdır. 70×27 metrelik ölçüleriyle büyük bir bazilika planı gösterir. IV. yüzyıl sonunda değişiklik geçiren kilisenin orta nefini süsleyen mozaikler bugün toprak altında olsa da eski raporlardan geometrik ve bitkisel motiflerle bezenmiş olduğu bilinmektedir.
Apsis yakınındaki yazıtlarda Başpiskopos Optimus’un adının geçmesi, yapının tarihlendirilmesinde önemli bir göstergedir.
St. Paul’ün burayı ziyaret etmiş olması, kiliseyi Hristiyanlar için bir hac merkezi hâline getirmiştir. Günümüzde birçok yabancı ziyaretçi burada ayin yaparak hac ibadetini gerçekleştirir.
İlgili İçerikler
- Mama Hatun Külliyesi Nerededir ve Mimari Özellikleri Nelerdir?
- Cacabey Medresesi Nerededir ve Tarihi Önemi Nedir?
- Cehennem Deresi Kanyonu Nerede ve Nasıl Gidilir? Artvin Ardanuç Gezi Rehberi
TEK TIKLA İNDİR
Sosyal medya videolarını anında kaydet!
