İran ordusu, Güney Kafkasya’daki sınır değişimlerine karşı askeri ve siyasi mesajlarını sertleştirmeye devam ediyor. Tahran yönetiminin “kırmızı çizgi” olarak tanımladığı Ermenistan sınırının korunması ve Zengezur Koridoru projesine karşı sergilediği tutum, bölgedeki jeopolitik dengeleri yeniden şekillendirme potansiyeli taşıyor.
Güney Kafkasya’da sular durulmak bilmiyor. Bölgedeki dengeler, 2020 yılındaki İkinci Karabağ Savaşı’ndan bu yana büyük bir değişim içinde. Ancak son günlerde Tahran’dan gelen sinyaller, meselenin sadece Azerbaycan ve Ermenistan arasında kalmayacağını açıkça gösteriyor. İran ordusu tarafından paylaşılan ve bölgedeki stratejik noktaları hedef alan haritalar, aslında yıllardır süregelen bir endişenin dışa vurumu. Tahran, kuzey komşularıyla olan coğrafi bağının kopmasından ve bölgesel bir kuşatılmışlık hissinden ciddi şekilde çekiniyor. Peki, bir harita neden bu kadar gürültü kopardı? İşin aslı, o haritadaki çizgiler sadece askeri hedefleri değil, aynı zamanda milyarlarca dolarlık ticaret yollarını ve enerji hatlarını da temsil ediyor.

Tahran’ın bu hamlesini anlamak için süreci biraz geriden almak gerekiyor. 10 Kasım 2020 tarihinde imzalanan ateşkes anlaşmasıyla birlikte gündeme gelen Zengezur Koridoru, Azerbaycan’ın ana karası ile Nahçıvan’ı birbirine bağlamayı hedefliyor. Ancak bu yolun açılması, İran’ın Ermenistan üzerinden Avrupa’ya ve Rusya’ya açılan kapısının kontrolünü kaybetmesi anlamına gelebilir. İran yönetimi, bu durumu bir “jeopolitik boğulma” olarak görüyor. Dahası, bölgedeki sınırların değişmesi durumunda Tahran’ın Kafkasya’daki tarihsel nüfuzu da ciddi darbe alacak.
Arka Plan: Tahran’ın Kırmızı Çizgileri ve Sınır Hassasiyeti
İran ordusu, son iki yıl içinde Aras Nehri boyunca gerçekleştirdiği devasa askeri tatbikatlarla aslında bu haritanın sinyallerini vermişti. “Hayber Fatihleri” ve “İktidar” gibi isimlerle anılan bu tatbikatlarda, nehir geçiş operasyonları ve insansız hava araçlarının koordinasyonu üzerinde duruldu. Tahran, bu hamlelerle sadece Bakü’ye değil, aynı zamanda bölgede etkinliğini artırmak isteyen diğer aktörlere de mesaj gönderiyor. Tarihsel olarak bakıldığında, İran’ın Kafkasya politikası her zaman statükonun korunması üzerine kuruluydu. Ancak 2020’den sonra değişen saha gerçekleri, Tahran’ı savunma pozisyonundan daha proaktif, hatta yer yer saldırgan bir tutuma itti. (Kaynak: BM Türkiye)
Bölgedeki gerilimin bir diğer ayağı ise İsrail faktörü. İran, Azerbaycan topraklarında İsrail’in askeri ve istihbari bir varlık gösterdiğini iddia ediyor. Bu iddia, Tahran’ın askeri haritalarında neden belli bölgelerin vurgulandığını da açıklıyor. Kendi güvenliğini sınırlarının ötesinde kurmaya çalışan bir devlet aklıyla karşı karşıyayız. Üstelik bu durum sadece askeri bir restleşme değil, aynı zamanda bir kimlik ve nüfuz mücadelesi. İran ordusu içindeki muhafazakar kanat, Ermenistan sınırının değişmesini “İran’ın nefes borusunun kesilmesi” olarak nitelendiriyor.
Zengezur Koridoru: Ticaret mi, Tehdit mi?
Zengezur Koridoru projesi, Türkiye ve Azerbaycan için Türk dünyasını birbirine bağlayan hayati bir damar. Gel gelelim İran için durum tam tersi. Tahran, bu koridorun açılmasıyla birlikte Ermenistan ile olan 44 kilometrelik sınırının fiilen işlevsiz kalacağından korkuyor. Eğer bu sınır kontrolü kaybedilirse, İran’ın kuzeye giden tır trafiği ve enerji nakliyatı tamamen Bakü’nün ve dolaylı olarak Ankara’nın inisiyatifine geçecek. Bu da İran’ın bölgedeki pazarlık gücünü neredeyse sıfıra indirir.
Rakamlara bakacak olursak, İran’ın Ermenistan üzerinden gerçekleştirdiği ticaret hacmi belki devasa boyutlarda değil ama stratejik değeri ölçülemez. Kuzey-Güney Ulaşım Koridoru (INSTC) projesinde Hindistan’dan gelen malların Rusya’ya ulaştırılması için bu hat kritik bir önem taşıyor. Eğer Zengezur Koridoru açılırsa, Batı ile Doğu arasındaki “Orta Koridor” güçlenecek ve İran bu büyük oyunun dışında kalacak. İşte bu yüzden İran ordusu, masadaki haritaları göstererek “buradayım” diyor.
| Kriter | Zengezur Koridoru Etkisi | İran’ın Mevcut Durumu |
| Sınır Güvenliği | Ermenistan-İran bağı zayıflıyor | 44 km’lik sınır hattı aktif |
| Ticaret Yolları | Türkiye-Azerbaycan hattı kısalıyor | Transit geçişlerde kontrol sahibi |
| Bölgesel Etki | Bakü ve Ankara’nın nüfuzu artıyor | Statükoyu korumaya çalışıyor |
| Askeri Hareketlilik | Yeni lojistik imkanlar | Sınırda tatbikatlar ve teyakkuz |
Uzman Değerlendirmesi: Bu Gerilim Sıcak Çatışmaya Dönüşür mü?
Bir haber editörü olarak sahadaki gelişmeleri ve Tahran’ın retoriğini birleştirdiğimde ortaya çıkan tablo şu: İran ordusu gerçekten bir savaşa girmek istiyor mu? Pek sanmıyorum. Ancak “caydırıcılık” sınırlarını zorladıkları bir gerçek. İran, ekonomik yaptırımlar ve iç karışıklıklarla boğuşurken kuzey sınırında yeni bir cephe açılmasını göze alamaz. Ama aynı zamanda, hayati çıkarlarının tehdit edildiğini hissettiği an “vekalet savaşları” yöntemini devreye sokabilir. Yani doğrudan bir ordu çatışmasından ziyade, bölgedeki milis güçler veya nokta operasyonlarla süreci sabote etmeye çalışabilirler.
Peki bu gelişmenin vatandaşa etkisi ne olur? Bölgedeki herhangi bir istikrarsızlık, enerji fiyatlarından tutun da ticaret lojistiğine kadar her şeyi etkiler. Türkiye için Zengezur, Orta Asya’ya açılan kapı demek. Bu kapının önünde bir İran engeli olması, nakliye maliyetlerinin artması ve Türk mallarının bölgeye ulaşımının zorlaşması anlamına gelir. Kısacası, Tahran’ın masadaki haritası aslında hepimizin cebini ve bölgesel huzurunu doğrudan ilgilendiriyor.
Peki Bundan Sonra Ne Olacak?
Önümüzdeki dönemde diplomasinin askeri güç gösterileriyle iç içe geçtiği bir süreç izleyeceğiz. İran ordusu, sınır hattındaki tahkimatlarını artıracaktır. Buna karşılık Azerbaycan ve Türkiye’nin ortak askeri tatbikatlarla cevap vermesi şaşırtıcı olmaz. Rusya’nın buradaki rolü ise belirleyici olacak. Moskova, hem İran’la hem de Azerbaycan’la ilişkilerini bozmadan denge kurmaya çalışıyor. Ancak Ukrayna savaşı nedeniyle enerjisi bölünen bir Rusya, Kafkasya’da İran’ın tek taraflı hamlelerine ne kadar göz yumar? Bu büyük bir soru işareti.
Dahası, Ermenistan içindeki siyasi dengeler de bu haritanın akıbetini belirleyecek. Erivan yönetimi, Batı’ya yaklaşma çabaları içinde İran’ın desteğini ne kadar arkasında tutabilecek? Eğer Ermenistan, Zengezur konusunda geri adım atmaz ve İran’ın desteğine güvenerek sertleşirse, bölgede tansiyonun düşmesi imkansız hale gelir. Üstelik bu durum, Kafkasya’yı küresel güçlerin yeni hesaplaşma alanı haline getirebilir.
İşin özü şu; İran’ın o masaya koyduğu harita sadece bir kağıt parçası değil. O harita, Tahran’ın değişen dünya düzeninde kendi yerini koruma çabasının, korkularının ve stratejik hırslarının bir özeti. Bölge ülkeleri arasındaki diplomasi trafiği hızlanmazsa, o haritadaki kırmızı noktaların gerçeğe dönüşme riski her zaman masada kalacak. Kısacası, Kafkasya’da satranç tahtası yeniden kuruluyor ve her hamle bir sonrakini daha tehlikeli kılıyor.
—ICERIK—
İlgili İçerikler
- Sanchez’den ABD ve İsrail’e Sert Tepki: Sessiz Kalmak Korkaklıktır
- Hakan Fidan İran Diplomasisi: Bölgesel Savaşın Eşiğinde Ankara
- Trump’ın İran Politikası: Savaş Bitti mi Yoksa Yeni mi Başlıyor?
Haber Merkezi, webteknolife.com editör ekibinin ortak hesabıdır. Gündem, ekonomi, sağlık, eğitim ve teknoloji alanlarında doğrulanmış ve güncel haberleri okuyucularına ulaştırmayı amaçlar.
TEK TIKLA İNDİR
Sosyal medya videolarını anında kaydet!
