İsrail’in İran içlerinde bir isyan çıkarma amacı güden gizli planlarının suya düştüğü, üstelik bu senaryoda Kürt grupların kullanılmasına ABD’nin kesin bir dille karşı çıktığı belirtiliyor. Bu durum, uzun yıllardır süregelen İran İsrail gerilimi hattında yeni bir kırılmaya işaret ediyor.
Ortadoğu’nun karmaşık jeopolitiğinde, Tahran’a yönelik dış müdahale arayışları yeni değil. Ancak Tel Aviv’in iç dinamikleri harekete geçirme çabası ve Washington’ın bu konudaki net tavrı, bölgedeki güç dengelerinin ne kadar hassas olduğunu bir kez daha gösteriyor. Peki, bu gelişmeler sahadaki durumu nasıl etkileyecek, bölge halkı için ne gibi sonuçlar doğuracak?

Uzun yıllardır süregelen İsrail-İran rekabeti, yalnızca vekalet savaşları ve siber saldırılarla sınırlı kalmadı. Zaman zaman Tahran yönetimini içeriden zayıflatma arayışları da gündeme geldi. İsrail’in, İran’daki etnik çeşitliliği ve zaman zaman baş gösteren toplumsal hoşnutsuzlukları bir kaldıraç olarak kullanma fikri, istihbarat raporlarına göre masadaydı. Amaç, rejimin baskın gücünü kırarak bölgesel etki alanını daraltmaktı.
Ne var ki, İran’ın güvenlik aygıtının beklenenden daha dirençli olması, bu tür planların başarıya ulaşmasını zorlaştırıyor. Ayrıca, ABD’nin bu “iç isyan” senaryosuna, özellikle de Kürt unsurların kullanılmasına soğuk bakması, İsrail’in hareket alanını ciddi anlamda kısıtlıyor. Washington, Ortadoğu’da daha fazla istikrarsızlık ve kontrol dışı çatışma istemiyor, işin aslı bu. (Kaynak: BM Türkiye)
Gölgede Kalan Savaşın Perde Arkası
İsrail ile İran arasındaki düşmanlık, ideolojik temellerin ötesinde, bölgesel hegemonyayı ele geçirme mücadelesine dayanır. İsrail, İran’ın nükleer programını ve Lübnan’daki Hizbullah, Gazze’deki Hamas gibi vekil güçlerini kendi ulusal güvenliğine doğrudan bir tehdit olarak görüyor. Bu tehdit algısı, İsrail’i Tahran yönetimine karşı hem doğrudan hem de dolaylı yollarla mücadele etmeye itiyor.
İran ise, bölgedeki Şii kuşağını genişletme ve ABD-İsrail eksenine karşı bir denge unsuru oluşturma peşinde. Bu derin rekabet, yıllardır süregelen siber saldırılar, suikastlar ve hatta zaman zaman doğrudan askeri müdahalelerle kendini gösterdi. Örneğin, 2020’de İranlı nükleer fizikçi Muhsin Fahrizade’nin öldürülmesi gibi olaylar, bu gölge savaşın ne denli çetin olduğunu açıkça ortaya koydu. Her iki taraf da birbirinin zayıf noktalarını kolluyor, dahası her fırsatta kullanmaya çalışıyor.
Tahran’daki İç Dinamikler ve Dış Müdahaleler
İran, sanılanın aksine tek tip bir toplum yapısına sahip değil. Ülke, Fars çoğunluğun yanı sıra Azeriler, Kürtler, Beluçlar ve Araplar gibi önemli etnik gruplara ev sahipliği yapıyor. Bu grupların bazıları, merkezi yönetimle zaman zaman gerilimler yaşadı, hatta bağımsızlık veya daha fazla özerklik taleplerini dillendirdi. Ekonomik zorluklar, yüksek enflasyon, işsizlik ve toplumsal özgürlüklerin kısıtlanması gibi faktörler, özellikle genç nüfus arasında yaygın bir hoşnutsuzluk yaratıyor.
2009’daki Yeşil Hareket, 2017-2018’deki ekonomik protestolar ve 2022’deki Mahsa Amini olayları sonrası yaşanan gösteriler, Tahran rejiminin içten ne kadar kırılgan olabileceğini gösterdi. İşte bu kırılganlık, bazı dış güçler için bir “fırsat penceresi” olarak algılandı. İsrail’in bu iç dinamikleri, özellikle de Kürt bölgelerindeki potansiyel muhalefeti kullanarak bir isyan çıkarma fikri, bu bağlamda değerlendirilebilir.
Washington’ın Dengesi: Kürt Kartı Neden Masadan Kalktı?
ABD’nin İsrail’in “Kürt gücü” kullanma planına karşı çıkması, Washington’ın Ortadoğu’daki stratejisindeki karmaşıklığı yansıtıyor. Bir yandan İran’ın nükleer silah edinmesini engellemek ve bölgesel etkinliğini sınırlamak isteyen ABD, diğer yandan bölgede daha büyük bir kaosa sürüklenmek istemiyor. Kürt grupların İran’da bir iç isyana sürüklenmesi, sadece İran’ı değil, aynı zamanda Türkiye, Irak ve Suriye’yi de doğrudan etkileyecek domino etkisi yaratabilir.
Türkiye, kendi topraklarındaki PKK tehdidi nedeniyle, Irak ve Suriye’deki Kürt gruplara verilen Batı desteğine zaten hassas yaklaşıyor. İran’daki Kürt grupların silahlandırılması veya desteklenmesi, Ankara ile Washington arasındaki ilişkileri daha da gerebilir, dahası bölgedeki istikrarsızlığı artırabilir. ABD, bu riskleri göze almak yerine, diplomatik baskı ve ekonomik yaptırımlar gibi daha “kontrollü” yöntemleri tercih ediyor gibi duruyor. İşin aslı, Biden yönetimi, Trump dönemindeki “maksimum baskı” politikasının beklenmedik sonuçlarından dersler çıkarmışa benziyor.
Uzman Değerlendirmesi: Bölgesel Güç Dengesinde Yeni Bir Dönemeç mi?
İsrail’in İran’da iç isyan planının başarısız olması ve ABD’nin bu konudaki net tavrı, Ortadoğu’daki “oyunun kurallarını” yeniden şekillendiriyor. Bu durum, İsrail’in İran’a karşı stratejilerini gözden geçirmesine yol açabilir. Belki de Tel Aviv, daha çok siber saldırılar ve hedefli operasyonlar gibi daha az riskli ve daha kolay inkar edilebilir yöntemlere yönelecek. İçeriden bir yıkım yerine, dışarıdan baskı ve caydırıcılık ön plana çıkabilir.
ABD’nin Kürt kartına karşı çıkması, aynı zamanda bölgedeki müttefikleriyle olan ilişkilerini de etkileyecek. Türkiye için bu, Washington’ın hassasiyetlerini anladığına dair bir işaret olabilir. Ancak Kürt gruplar için ise, uluslararası arenada destek bulma umutlarının bir miktar kırılması anlamına gelebilir. Bölgedeki her aktör, bu yeni duruma göre pozisyon almak zorunda kalacak, kısacası dengeler yeniden kurulacak.
Bu gelişmeler, özellikle Türkiye için önemli çıkarımlar barındırıyor. Bölgedeki her türlü istikrarsızlık, Türkiye’nin güney sınırlarını doğrudan etkileme potansiyeli taşıyor. Ankara, bu süreçte hem İran ile ilişkilerini dengelemek hem de Kürt meselesindeki ulusal güvenlik hassasiyetlerini korumak zorunda. İşin aslı, bölgesel aktörlerin rasyonel ve hakkaniyetli politikalar izlemesi, ortak faydaya hizmet edecektir.
Bu karmaşık denklemin nihai sonucu, yalnızca Ortadoğu’yu değil, küresel enerji piyasalarını ve uluslararası siyaseti de derinden etkileyecek. Gözler şimdi, Tahran’ın bu gelişmelere nasıl bir yanıt vereceğinde ve İsrail’in bir sonraki hamlesinde olacak. Bölge, yine diken üstünde, her an yeni bir gelişmeye gebe.
—
İlgili İçerikler
- İran’da Gizemli Uçak Kazası: F-15 İddiası Ne Anlama Geliyor?
- Trump’tan İran’a Hürmüz Boğazı Ultimatomu: Bölge Teyakkuzda
- Lula’dan BMGK’ya Sert Eleştiri: “Sorunları Çözemiyorsunuz!”
Haber Merkezi, webteknolife.com editör ekibinin ortak hesabıdır. Gündem, ekonomi, sağlık, eğitim ve teknoloji alanlarında doğrulanmış ve güncel haberleri okuyucularına ulaştırmayı amaçlar.
TEK TIKLA İNDİR
Sosyal medya videolarını anında kaydet!
